BİSMİLLAHİRRAHMANİRRAHİM - Blogcu



BİSMİLLAHİRRAHMANİRRAHİM

23/7/2006 - Gel Peygamberim


 

Sümeyye’ler (r.a) misali bizi de ayaklarımızdan bağlayıp develeri ters istikamete sürsünler. Bedenlerimiz iki parça olsun. Vücudumuz tek parça olarak kapına gelmekten utanıyoruz. Bir değil bin parça olsun bedenlerimiz de  yeter ki kabul et bizi. Kabul et ki Bilâl (r.a)  gibi bizi de kızgın kumlara yatırsınlar ve diyebilelim Allah’ın huzuruna çıkarken, o gün, senin ve dinin için bütün meşakkatlere katlandık diye. Kabul et ki Habbab bin Eret (r.a) gibi bizi de bir hasıra sarmalasınlar ve sonra da yaksınlar. Senin yolunda feda edilmemiş bir can olarak huzuruna gelmekten utanıyoruz Efendim. Yeter ki sen “ümmetim” diye kabul et bu asrın günahkarlarını Efendim.
 -
Câhiliye Devri’ndeki karanlıkların bağrına güneş olup doğduğun gibi gel Ah  Efendim 'Kalbimi  şerha şerha  parçalasalar da görseler içte ,dipte  bir  ben  Sana  nasıl  aşık,dıştaki  ben  ne  kadar  dunya  hay huyu  içinde  kaybolup  gitse  de...
               Taif'teki  bağda  otururken  merhamette  zirveleşen Efendim.Sahib-i  Miraç,Hazret-i  Risaletpenahı,Subhanimiz'in  hediyesi  olan Dürr-i  Yekta.. 
               "Yüzümüzü  Senden  çevirdiğimiz için  ya  Resulallah  yüzümüz gülmez  oldu;yüzümüzü  Sana  çeviriyoruz." Rıhlet  işaretleri  geldiği zaman  ashabına  Nebi  mescidinde  donup  donup  bakıyordun  ve ağlıyordun.Simdi  bizim  halimize  de  ağlıyor  musun?
               Efendim  usve-i  hasene  olan  Sen  bize  gideceğimiz  yolun en  doğrusunu  gösteriyordun.Rehberimiz  bizler  yolumuzu  sasırdık,şaşkın olan  bizlere  rehnuma  ol.Azarlama  bilmeyen  Sen  bir  kez  olsun nefislerimizi  azarla.

Küçük elleri büyük yürekleriyle,ebabiller gibi zulmün üstüne taş olup yağan,Filistinli çocuğun kalbine de yağdır sevgi yağmurunu sağanak sağanak..
İbrahim’in baltasını al eline ve kır yüreğimdeki bütünputları.Musa’nın elini getir yüreğime ve aydınlat yüreğimi.Musa’nın asasını vur gönlüme!Böl yürek denizimi ikiye ve EN BÜYÜK SEVGİLİ’ NİN sevgisiyle senin sevgin,el ele geçsin yüreğimin en derinine ve en zirvesine giden yoldan ve sonra kapansın yürek denizim, firavunî sevgiler boğulsun iman denizlerimin dalgalarında.Gel yüreğime ya MUHAMMED!Yüreğim;hicretinden önceki Medine gibi seni bekliyor.Yüreğime hicret etya MUHAMMED!Gel ve mescidini kur gönlüme..Münafıklığı ve küfrü kov kalbimden..
Ve iman devletini kur yüreğimeYüreğim şimdi Mescidi Aksa...
Filistinli çocuklar koşuyor yüreğimin bulvarlarında..
Kimisi babasını arıyor gözü yaşlı, kimisi oyun yerine taş atıyor zulmün beynine,kimisi küçük bedenine gelinlik yerine,damatlık yerine bombalar kuşanmış yürüyor kü
Keşke hep aşkınla oturup aşkınla kalksam. Aşkının odunda pervaneler gibi can verip yansam.

Ebediyete ayarlı kalbimi, "Ya Bâkî Ente'l-Bâkî " sırrıyla Hakk'a hediye sunsam. Kalbini nasıl yarıp arındırdıysa melekler, ben de Seni rehber edinip kirlerimden arınsam. Rabbim'e giden yolda dünyadan firar etsem, merhametinin gölgesine sığınsam. Ürkek ceylan misali yanına sokulsam. Bir yolunu bulsam, muhabbet menbaı olan gönlüne aksam. Ve yanlış
frün kalbine. Şehadetin gururu ve ay Eğer dünya bir nefeslik dar mekânsa ve bu mekâna gelmek imtihansa kul için, Mecnun eyle beni de gerçek Leyla'ya. Hubeyb gibi, Mus'ab gibi, Enes bin Nadr gibi, Ashab-ı Bedr ve Şüheda-yı Uhud gibi... Candan canandan, evlâd u ıyalden geçerek Sana geleyim. Şehadet olsun sensizliğin bedeli. Bir kor saç ki içime, ocaklar gibi yanayım. Bu can yoluna kurban olsun ve anam-babam sana feda olsun yâ Rasulallah.
Yorum (1) :: Yorum yaz! :: Bağlantı

23/7/2006 - SEN YOKTUN

Sen yoktun...
Hz Adem'deydi nurun
Önce cenneti,
Sonra yeryüzünü şereflendirdin.
Adem nuruna affedildi
Arafat bu affa şahitti.

Sen yoktun
Nuh'un gemisindeydi Nurun...
Dalgalar yeryüzünü boğarken
Toprağın bağrındaki su
Gökyüzüyle buluşurken
Ve bu bir ilahi azap derken,
Allah nurunu taşıdı binbir sebeble
Tufan,nurunu selamladı edeple...




Sen yoktun...
Hz.İsmail'in alnındaydı Nurun
İbrahimi bir dua yükseldi kimsesiz çöllerden
"Rabbimiz" dedi,
" Onlara kendi içlerinden
Senin ayetlerini okuyacak
Kitap ve hikmeti öğretecek onlara,
Onları temizleyecek bir elçi gönder ";
Amin dedi on sekiz bin alem
Nurunla aydınlanan minicik ellerini
Semaya kaldırarak
Amin dedi İsmail.
Hira Nur dağı amin diyerek ayağa kalktı
Medine'den adı Uhud olan bir amin yankılandı
Sevr dağında.

Sen yoktun Sultanım...
Hz.İsa Ahmed diye muştuladı seni
Alemlerin efendisi diye sana seslendi
" Artık ben sizinle çok söyleşmem "dedi havarilerine
Çünkü bu alemin reisi geliyor...
Bekleyin Ahmed geliyor
Kainata Rahmet geliyor...
Havarilerin yüzünü okşayan, ölüleri dirilten bir nefes oldun.
Ama sen yoktun.

Sen yoktun....
Hz.Abdullahın alnındaydı Nurun
Başı eğik gezerdi mazlum
Put eyle göklerden seni sorardı
Varaka seni arardı sema'da
Anneler kız çocuklarını hep ağlayarak sevdiler.
Ağlayarak süslediler ölüme!...
Ağlayarak “hadi dayına gidiyorsun” dediler.

Sen yoktun Sultanım...
Canlı canlı toprağa gömülmenin adı idi dayıya gitmek,
Anne yüreğinin çıldırtan çaresizliği idi,
Ve yavrusunun ölüme gidişini seyretmesiydi.
En son çocuk atılırken çukura,
Annesinin suretinde bir melek tuttu onu
Ve tebessüm ederek Hira Nur dağını gösterdi
Melekler süslüyordu Hira'yı,
Efendisine hazırlanıyordu Cebel-i Nur
Efendisine hazırlanıyordu Mekke
Alem, efendisine hazırlanıyordu.
Kainatın gözü Hz.Amine'deydi
Toprak yalvarıyordu Rabbine...
Gel diye ağlıyordu mazlumlar
Gözleri Sema'da
Ve bir gelişin vardı Ya Resülallah
Bir inişin vardı yeryüzüne
Ve cebrail ardında yalın kılıç melekler
Bir inişin vardı yeryüzüne
Yetimler en huzurlu geceyi geçirdiler belki de...doya doya.
Sonra bir sessizlik kapladı seher vaktini
Herşey sus pus olmuştu.
Hadi diyordu yıldızlar, hadi diyordu Ay,
Kainat bir isim duymak istiyordu
Ve bir ses yükseldi Amine’nin evinden
Muhammed...
Karanlıklar aydınlığa bıraktı yerini
Muhammed...
Seni yaratan Allah'a kurbanız Ey Dürr-i Yekta...
Sana O adı veren Rahman’a kurbanız.

Artık sen vardın...
Susuz topraklara rahmet indi seninle
Annenden sonra, anne Halime sevindi seninle
Yağmura mı ihtiyaç var?...
Kaldır şehadet parmağını...
Yağmuru salsın Allah
Sonra tut ağacın yaprağını
Köklerini çıkarttırıp yanında yürütsün Allah.
Yeter ki sen iste
Sen iste Ya Resülallah
Deki; ben kimim?...
Dağlar, taşlar dile gelsin...
Dilsiz çocuklar ellerinden tutup "ente resülallah" desin.

Sen vardın...
Bedir kârdı,
Uhud dardı,
Hendek yardı,
Yiğitlerin vardı.
Ölmek için yarışan yiğitlerin
Hele bir Enes'in vardı Ya Resülallah
Uhud'da öldüğünü duyunca arkadaşlarına;
" Niye burada oturuyorsunuz ? " diye sordu...
Onlarda ;" Allah'ın resül-ü öldürülmüş ! " deyince...
" Peki O öldükten sonra yaşayıp da ne yapacaksınız,
Kalkın ve O'nun gibi ölün." demişti.
Ve savaşın en yoğun olduğu yerde şehit düşmüştü.
Hem de ne şehit Ey Nebi...
Vücudu yaralardan tanınmaz halde idi
Kız kardeşi ancak parmaklarından tanıdı onu...
Musab bin Umeyer'in vardı senin...
Uhud'da sancağını taşıyan, öyle bir aşkla sana bağlıydı ki!...
Allah o gün meleklerini Musab'ın suretinde indirdi.
Ebu Hureyre'n vardı...
Acıkınca mescidin önünde durur
Sana bakardı, sen anlardın.
" Ya Ebahir!..gel " derdin.

Ve sen gittin...
Bir gidişle gittin.
Ardında hüznün kaldı,
Hasretin kaldı göklerde,
Bilal ezan okuyamaz oldu
Ne zaman teşebbüs etse
" Muhammed resülallah " demeye...
Dizinin üstine çöker kendinden geçerdi.
Sonra günler ay, aylar yıl oldu.
Asırlar oldu...
Sensizliğe açtık gözlerimizi
Ama sen bırakmazsın bizi!...

Sen varsın...
Ey şehitlerin Sultanı sen varsın
Bir şehit bile ölmezken
Sana nasıl yok deriz.
Ebu Talip Şam'a giderken,
devesinin önüne geçip;
" Beni burada kime bırakıp da gidiyorsun " demiştin
" Ne anam var ne babam..."
Ebu Talip bırakmamıştı bu yüzden
Sensizliğin ızdırabı ile inleyen
Ümmetini kime bırakıp gidiyorsun Ya Resülallah
Bırakma bizi ki ; Allah " Sen onların içindeyken onlara azap edecek değiliz." buyuruyor.

Bırakma bizi !...
Hayatı seninle öğretti Rahman
Kulluğu seninle tanıdık
Duayı senden öğrendik sevgili,
Hz.Ömer umre için senden izin isteyince,
Kardeşcik dedin ona;
" Duanda bana da yer ayırır mısın ? "
Bizler Ömer değiliz ama bütün dualarımız senin için.

Ey Rabbimiz!...
Resülünü anışımızdan haberdar et...
O'na binler salat,binler selam...
Habibine Makam-ı Mahmud-u ver...
O'na Vesile-i lütfet...
O'nu Refik-i Ala'ya yükselt....
Bizi de affet...
O'nun hatırına affet...
Zatının hatırına affet...
Ne olur affet bizi...
Bizi affet....

Yorum (yok) :: Yorum yaz! :: Bağlantı

23/7/2006 - Ben Iraklı bir çocuğum

      
Paylasimin tek adresi [www.dostlukvadisi.tk]

Yorum (yok) :: Yorum yaz! :: Bağlantı

23/7/2006 - KUTLU MİSAFİR

Eğer bir gün Peygamber ziyaretinize gelse,yalnızca birkaç günlüğüne,aniden çalsa kapınızı.
Doğrusu merak ediyorum neler yapacağımızı....
Ama biliyorum.
Böylesi şerefli bir konuğu evimizin en güzel odasını açacağımızı,yemeklerimizin en iyisini sunacağımızı,ve inandırmaya çalışacağımızı,O nu evimizde görmekten dolayı duyduğumuz hazzı.
Ama söyleyin bana.
Peygamberi evinize doğru gelirken gördüğünüzde,O nu kapıdamı karşılayacaksınız,yoksa O nu içeri davet etmeden önce o sabah aldığınız gazete ve dergileri çabucak toplayıp kanepenin altına mı atacaksınız?
Peki açık mı bırakacaksınız pembe dizi oynaya televizyonunuzu kimbilir belkide ağzımızdan hiç çıkmamış olmasını dilerdik,gün içinde ediverdiğimiz bir sürü yalan ve hakaretin,
Peki ya,kasetimizi,hızlı müziklerimizi yeni çıkan starların son albümlerinide ortalıktan kaldıracakmıyız bir çırpıda?
Belkide onların yerine raflarda yıllardır bükük bekleyen,kitaplardan mı serpiştireceiz ortalığa.Peki hemen evimize girmesine izin verecekmiyiz?
Yoksa "ne olur bir dk." diye yalvararak kapıda hangisini kaldırayım,neyi yokedeyim,nasıl gizleyeyeyim diye,koşturacakmıyız evimizin içinde binbir telaşla.
Merak ediyorum,eğer peygamber bir kaç günlüğüne bizimle yaşasa,yapmaya devam edermiyiz?
Her zaman yaptığımız işleri....
Mesela götürebilecekmiyiz yanımızda her gittiğimiz mekana onuda tanıştırmaktan onur duyacakmıyız en yakın arkadaşımızla.....
Şöyle diyelim ya da!
O gelince bir kaç günlüğüne değişmelimi hayatımız ve planlarımız?
Şimdi söyleyelim birbirimize açık yüreklilikle.....
Kalmasını istermiyiz hayatımızın sonuna kadar bizimle?Yoksa rahat bi nefes mi alırız,ziyareti bitip çabucak gidiverdiğinde?
Gerçekten bilmek ilginç olabilir değil mi?
Eğer bir gün Peygamber aniden ziyaretimize gelse YAPACAĞIMIZ ŞEYLERİ!!!

 

Yorum (yok) :: Yorum yaz! :: Bağlantı

22/7/2006 - Ebu garip hapishanesinden bir kadınınn mektubu

 

Halkıma, Ramadi'nin, Halidiye'nin ve Felluce'nin insanlarına; erdem ve
onurlarını kaybetmeyen tüm dünyadaki insanlara...


Bu size, Amerikan-siyonist hapishanesi Ebu Garib'ten kardeşiniz Nur'un
mektubudur.


İnanın buradaki aşağılanmayı, sefaleti ve haysiyetsizliği size nasıl
anlatacağımı, kelimelere nasıl dökeceğimi bilemiyorum.


Siz sıcak evlerinizde karınlarınız doyurup sevdiklerinizle bir arada otururken
bizim maruz kaldığımız aşağılanma ve çektiğimiz açlığı, sizler su içerken
çektiğimiz susuzluğu, sizler derin uykuda iken Amerikalılar'ın bize yaşattığı
uykusuz geceleri, sizler giyinikken bizim yaşadığımız çıplaklığı, bizi soyup
önlerinde sıraya dizmelerini nasıl anlatabilir, nasıl kelimelere dökebilirim...


Ey kardeşlerim; kamyonlarınızı ve arabalarınızı Amerikan malları taşırken
gördüğümüzde kalbimiz sıkışıyor. Çünkü o araçlar benim halkıma ve ülkeme ait.


Yüreğim kan ağlayarak şöyle diyorum: Allahım! Benim insanlarım, haysiyetlerini
ve şereflerini bir avuç Amerikan Doları'na satmış. Yaşadıklarımızı ve kirletilen
onurumuzu düşündükçe gözlerimden yaşlar boşanıyor.


Ey kardeşlerim;


Amerikalılar'ın elinde ne ızdıraplar çektiğimizi, neler acılar yaşadığımızı,
Allah aşkına, nasıl anlatıp nasıl kelimelere dökeyim.


Kardeşlerim;


Allah'a yemin ederim ki, yaşadıklarımızı dile getirmekten acizim. Bundan ar
ediyorum. Ama yine de kelimelere sığınarak size olanları anlatacağım.
Amerikalılar'ın bizlere yaptığı haysiyetsizlikleri, çektirdiği eziyeti,
işkenceyi ve aşağılanmaları elimden geldiğince anlatacağım...


Hayvani zevklerinin aracı olmadığımızda, kendimizi şehvetlerine teslim
etmediğimizde bizi nasıl öldüresiye dövdüklerini ifade etmeme izin verin...


Siz ey bizim dini liderlerimiz olarak ortalarda tozup gezenler!


Amerikalılar'ın bize reva gördüğü bu cinsel ve hayvani eziyetler karşısında hâlâ
nasıl oluyor da açık alınla ortalarda görünebiliyorsunuz?


Peygamber Efendimiz'in en değerli hazineniz buyurduğu haysiyet ve şerefinizi
çiğnetmekten pek sıkılmış gibi görünmüyorsunuz.


Bizi ve kendinizi birkaç dolar kırıntısı karşılığında pazarlardaki köleler gibi
Amerikalılar'a ve Siyonistler'e mi sattınız? Haysiyet ve şerefinizi ne çabuk
kaybettiniz?


Allah'ın bizi sizlere bir emanet olarak verdiğini ne çabuk unuttunuz?

Hani bizleri koruyacak, besleyecek ve namusumuzu asla çiğnetmeyecektiniz? Ne
oldu size, verdiğiniz söze?
Amerikalılar, Ebu Garib'te namusunuzu her gün ayaklar altına alıyor. Mektubumu
okuyanları, Allah adına, Ebu Garib Hapishanesi'ndeki vahşiliklere dur demeye
çağırıyorum. Buradaki insanlığa sığmayan işkenceleri durdurmak için sesinizi
yükseltmeye davet ediyorum. Burada yapılanlar, Siyonistler'in hapishanelerde
Filistinli gençlere ve kadınlara yaptıklarından daha berbat.


Orada fiziki işkence yapıyorlardı. Oysa burada her gün ırzımıza geçiyorlar.
Vahşi, kana susamış hayvanlar gibi bedenlerimize saldırıyorlar. Avazımız çıktığı
kadar çığlıklar atıyoruz ama kimsenin bizi duyduğu yok!
Eğer kalbinizde, ruhunuzda bir zerre insanlık, haysiyet, onur ve şeref varsa,
birleşin ve bu hapishaneye saldırın. Gelin ve kurtarın bizi!


Elinize geçen bütün silahlarla bu hapishaneye saldırın! Hem onları hem de
bizleri öldürün!!!
Biz çoktan ölüme razıyız. Burayı yerle bir edin!

Hepimizin karnında onların piçleri var! Çoğumuz hamileyiz! Biz dünden ölüme
razıyız!


Size yalvarıyoruz; gelin ve kurtarın bizleri! Size, ailelerimize ve ülkemize
daha fazla utanç vermemek için ölmek istiyoruz! Bizi öldürün! Size yalvarıyorum;
Allah için bizleri, Amerikalılar'ı ve onların piçlerini öldürün! Allah rızası için! Size yalvarıyoruz....

Yorum (yok) :: Yorum yaz! :: Bağlantı

<- :: Sonraki Sayfa ->

Hakkımda

"...Eğer siz onlara itaat ederseniz, muhakkak ki müşrik olursunuz..." (En'am: 6/121)

Bağıntılarım

Ana Sayfa
Profilim
Arşiv
e-posta
Arkadaşlarım

Son Yazılarım

Gel Peygamberim
SEN YOKTUN
Ben Iraklı bir çocuğum
KUTLU MİSAFİR
Ebu garip hapishanesinden bir kadınınn mektubu
objektiflerin diliyle filistin
Filistinli kız çocuğu
FİLİSTİN'Lİ ÇOCUĞUN MEKTUBU
ayet1
ayet3

Kategorilerim

Linkler

Arkadaşlarım

bloving

Mesaj

ABD ve İsrail ürünlerini boykot edelim

Whats Your Google PageRank?